19.12.2012

Elle n'est pas réciproque

I. Sevgili C.'nin her yeri o kadar güzel ki
    sanki milimetrik olarak kesilip biçilmiş gibi..Sesi bile.
 
Uzunca bir zamanını kendi kendine hissettiği utanç ve öfkeyle geçirmiş ve etrafındaki herkesle dalga geçmiş biri olarak; şimdi bir erkek hakkında böyle şeyler düşünüyor olmak oldukça garip geliyor. Zira hayatımın bundan sonraki hiçbir evresinde bu tür düşüncelere kapılmayacağıma emindim. -"Hissetmek" kelimesini kullanmaktan korkuyorum.- Sanki dün akşam O'na bakarken göğsümün orta yerinde fiziksel bir şey oldu gibi. Fiziksel olarak hissettiğim o şeyi doktorlar nasıl açıklıyor bilmiyorum ama eminim romantiklerin birçok açıklaması vardır. İşte o zaman  o kadar çok korktum ki yanından kalkıp gitmek istedim.
 
II. Léa
Aklımın arka tarafında hep aynı fikir var. Fikir değil aslında ama görseller olarak duruyorlar orada. Birine güvenmekten o kadar çok korkuyorum ki; ne zaman kalbimin yavaş yavaş yumuşadığını ve herşeyin çok güzel olacağı romantizmine kapılsam; o görüntüler geliyor gözümün önüne. İzninizle işte o görüntülerden birini paylaşmak isterim:
 
"Onlara güle güle demek için aşağıya kadar inmiştim. Birbirimizi öptük. El sallarken babam aniden arabayı durdurup dışarı çıkarak yanıma geldi. Havanın çok sıcak olduğunu ve saatin öğlen on bire yaklaştığını hatırlıyorum. Cumartesi sabahıydı. Bana üç tane cümle söyledi. Üç cümle... Hepsini mot a mot çok iyi hatırlıyorum. Tamam baba, biliyorum sağol vs. türünde bir cevap vermiştim sanırım. O'nun cümlelerini ezbere hatırlamama karşın kendi cevabımı hatırlayamıyorum. Çünkü olanlardan dolayı o kadar çok utanıyordum ki cevap vermek yerine yere bakarak birşeyler geveleyip konuyu kapatmaya çalışmış olmam yüksek ihtimaldir. Babamın bütün olanlarla ilgili konuştuğu ilk ve tek andı.Sonra arabaya binip gittiler, ben de eve çıkıp ağlamaya başladım.. "
 
Babamın o gün söylediği üç cümleyi ve bunları söylerken ki ses tonunu aylar sonra S.'ye anlatmıştım. Boşver dedi, bu hissettiklerin geçecek.

17.12.2012

T.

Kim olursak olalım ve ne yaşanırsa yaşansın; insanın kalbi eninde sonunda bir gün yumuşamaya başlıyor. Hayat bayağı garip bir yer.

10.12.2012

studies.

 
Bugün o kadar ağrım var ki insanlara numara yaparken nefesim kesilecekmiş gibi hissettim. Böyle anlarda kollarım çok güçsüzmüş gibi.. Bütün fiziksel ağrılarımın nedense ağrının başladığı yer ile birlikte neden daha sonra da kollarıma da vurduğunu düşündüğümde çıkardığım sonuç beni oldukça korkutuyor.
 
Ama inanmak istiyorum ki bir gün her şey düzelir. Aslında buna inandığımda değil, sadece kulağa çok romantik geliyor.

8.12.2012

İnsanı yiyip bitiren duygudur vicdan.

Eninde sonunda O'nun bana ulaşacağını biliyordum. Ancak herşeyin şu ana kadar yolunda gittiği haberini almak bile üstümdeki utanç ve vicdan azabını azaltmıyor.
 
Sanki o büyük başarısızlıktan sonra arkamı dönüp gitmiş ve kendi hayatıma devam ediyormuşum gibi. Bu konuyu konuşabildiğim tek kişi babam. Aylarca sabahlara kadar çalışmış olmama karşın; görmem gereken başka bir şey var mıydı diye soruyorum O'na bazı geceler. Bana ısrarla yapılabilecek hiçbir şey olmadığını ve  artık bunu kabullenmem gerektiğini söylüyor. Peki ben neden hala böyle hissediyorum... Geceleri o binlerce sayfalık şeyler rüyalarıma giriyor, rüyalarımda hala aynı şeyleri binlerce kez okuyorum ama nafile. Artık herşey bitmiş olmasına karşın; eninde sonunda bir gün bir çözüm bulacakmışım gibi geliyor.
 
Diğerlerinin birşey yapamaması veya görememesi normaldi ama benimki değil gibi. Bunu aylardır neden kabul edemiyorum ki...İçten içe kendimi onlardan daha üstün ve daha zeki görmemin anlamsızlığını vicdan azabı çekerek ödüyorum.
 

4.12.2012

N'y pense pas, n'y pense surtout pas, tu serais trop jaloux.

Les histoires sont l’histoire de tout le monde, jamais d’une seul personne. Est-ce l'amour qui rend idiot, ou n'y a-t-il que les crétins pour tomber amoureux? Voilà ce que ma longue pratique d'entremetteuse ne m'a pas encore permis de décider. 

3.12.2012

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir

Yine egom ve süper egom arasında kapana kısıldım.
Neden hala kendime olan öfkemin geçmediğini bende anlamıyorum. Halbuki üstünden neredeyse iki yıl geçti. Artık kendimi cezalandırmaktan içten içe vazgeçmeye karar vermiş olmalıyım ki; bir haftadır bütün ilaçlarımı düzenli olarak alıyorum ve ağrılarım çok azaldı.
 
Belki de herşey bir gün yoluna girer.. Ne de olsa artık nihayet 30larına gelmiş ve iflah olmaz bir romantik olduğu gerçeğini kabul etmiş biriyim.

26.11.2012

Gergin bir iklimde aklıselim ve ruhen sakin kalmanın yolları.

'Çünkü sana değer veriyorum.' cümlesinden hiç hoşlanmam. Bu söz ağzımızdan çıktığında sanki karşımızdakine kötü birşey yapacağız ama öncesinde gizli gizli af diliyor gibiyiz. İşte sırf bu yüzden, beni hafife alıp üzebileceğini zanneden insanları içten içe hep küçük gördüm. Zira birini gerçekten tanımadan hemen üzebileceğini zannedenler her zaman fazla özgüven ve yüksek ego sahibi oluyorlar.

Kadın-erkek ilişkilerine dair çok acemi bir ukalalık...
Sevgili C.'de bu egoyu görmek aslında hiç hoşuma gitmedi ama o akşam sesimi çıkarmadım.

22.11.2012

İçi kötü ama kötülük yapmayacak kadar havalı bir köpek.


Dün geceyi yine hastanede geçirdim. Gece yarılarına doğru artan ağrılarım belli bir saatten sonra dayanılmaz boyutlara ulaştığında -ki işte o eşikte ağlamaya başlıyorum.- babama seslenip yardım etmesini söyledim. Sanki birazdan bütün ağzım kanla dolacakmış gibi bir his.
 
Bütün hayatını bana adamış bir babanın, son zamanlarda artık bundan yorulduğunu görüyorum. Bana kızgın olduğunu ama elinden birşey gelmediğini..Bazı gecelerde eve geldiğimde pek yüzüme bakmıyor. Bazen sırf O'nu mutlu etmek için, o gün neler yaptığımı anlatıyorum, komik hikayeler. Uyumaya gitmeden önce bana çekinerek soruyor:Herşey yolunda değil mi? Canını sıkan birşeyler yok..? Yok baba, merak etme!
 
Dün sabaha karşı eve dönerken, olanca yorgunluğu ile bağırıp; bu hayatta ne istediysem yaptığını ama yine de beni hala mutsuz gördüğü için kahrolduğunu söyledi.
 
Sonra da ağzından hiçbir zaman çıkmamış olan o cümle bu sefer çıktı:
Başının dikine gitmeye devam edersen bir gün öleceksin.

19.11.2012

C'est vraiment didactique

Sevgili G.,
 
Umarım bu yazdıklarımı okuma fırsatın olur. Zira daha önce de dediğim gibi, hayatımın hiçbir evresinde seninle tekrar herhangi bir iletişime girmeyi düşünmüyorum. Bazı ortak zorunluluklar hariç. O anlarda da sana olabildiğince nazik davranacağım konusunda şüphen olmasın. Zira küçüklüğümden beri oldukça nezaket sahibiyimdir. Ancak farkında olmalısın ki; aslında nezaketi sadece gerçekten ne hissettiğimi saklamak için kullanıyorum. Birşey saklamıyorsam, nezakete gerek yok.
 
Paris'te olanlardan sonra seni affettiğimi bilmeni isterim. Sana karşı hiçbir kızgınlığım kalmadı. Bence bu meselenin İstanbul dışında başka bir şehirde kapanması en iyi olasılıklardan biriydi. Ama yine de aramızda geçenlere hiçbir zaman sempati ile yaklaşamayacağımı unutma.
 
Kendine iyi bak.
C. 

Çünkü, bir başkasının belleğini ağır ağır edinmekten başka neydi ki okumak..

Sanki uyuyabilmem için artık sesler ve görüntüler de yetmiyor. Ancak durumun vehametini daha fazla ilerletmemek için başka yollara başvurma kısmına hala mesafeliyim. Sağlık sorunlarım olduğunda dahi ilaç kullanmayı çok sıkıcı bulan ben, uyku ilaçları ile tanışmayı pek de sevimli bulamıyorum.
 
I. Quelconque.
 
Haftasonu Sevgili B. ile uzun uzun konuştuk. Hayatımın son evrelerine tekrar tekrar bakıyorum da; hayatta en sevdiğim insanları hep büyük travmalardan sonra bulmuşum, birilerinden vazgeçip başkalarına doğru ilerlerken... Deniz kenarında yürürken O'na sanki Y. ile aramızda yaşananlardan sonra hayatımda hiçbir şeyin yolunda gitmediğini söyledim. Aslında neyin yolunda gitmediğine bende tam emin değilim zira tek tek say deseniz sayacak çok fazla başlığım yok ama nedense üstüme yapışan bu histen kurtulamıyorum.
 
Bakış açılarımı değiştirmem konusunda bana hep yardımcı olan B. yine hiç tahmin etmediğim bir yoldan gitti.
 
- Belki de sana hayatının en büyük iyiliğini yaptığı için evren O'nu ödüllendirmeye karar verdi.
 
Şimdi düşünüyorum da, hiç bu açıdan bakmamıştım. O'nu hep herşeyi mafeden biri olarak sınıflandırmış olsam da; aylar geçtikçe aslında O'nun bana hayatımdaki en büyük iyiliği yapmış olabileceği fikrine inanmaya başladım. Aslında bunu ilk günden farketmiştim lakin farketmek ve inanmak oldukça farklı kavramlar.
 
II. Encore
 
Sevgili C.'yi neden bu kadar çekici bulduğuma ve O'nu merak ettiğime bende pek anlam veremiyorum. Zira O'nu çok az tanıyorum. Ama farketmesi gerekiyor ki; O'nunla aramızda geçen o konuşmadan sonra sürekli yanlış kelimeye bakıyor ve yanlış bir soru soruyor. Algılarımız ne kadar da farklı..

7.11.2012

yalansız dolansız korunmasız bir dövüş

Please. Step this way.
It's temporary.
I'm writing, I'm working on a new novel. Not the old one anymore, and, um...
-Is it different?
-My novel? Yes, it's less confessional, more political. Can I go? ls this over?

6.11.2012

God doesn't play dice with the universe

I. Before we go on, tell us something about yourself.
Şu hayatta katlanamadığım tek birşey var ki; aslında beni çok iyi tanımayanlar bunun başarısızlık olduğunu zannediyor; halbuki çok yanılıyorlar. Ben hiçbir zaman hırslı biri olmadım ki... Egom yüzünden hırslı olup birşey elde etmeye gerek duymamış bile olabilirim.   

II.Do you ever hide things from me?
-Me? What kind of things?
-I don't know. Feelings, you know.

5.11.2012

Ne yazıktır ki erdem doğuştan kazanılan bir vasıf değildir

Aylardır E.'den hiç bir haber almadım. Sürekli bunu unutmaya çalışsam da; ara ara aklıma geldikçe yüreğim sızlıyor. Nerede ne yaptığını; başka bir ülkede olup olmadığını... hiçbir şeyi bilmiyorum. En azından hayatta olduğu gerçeği ile kendimi teselli etmeye çalışıyorum. Zira başına kötü bir şey gelseydi; bu haber eninde sonunda bana ulaşırdı.
 
Sevgili E.,
 
Eğer beni rahatsız etmemek için sessiz kalıyorsan, seni çok merak ettiğimi bil. Özellikle son birkaç aydır sürekli aklımdasın ve herkesin çok iyi bir avukat olduğuma inanmasına karşın seni kurtaramadığım için vicdanım sızlıyor. Yıllarca seni her dertten kurtarmış ben; son seferinde bunu başaramadım işte.. Halbuki çok inanmıştım seni bu sefer de kurtarabileceğime. Beceremedim, gerçekten herşey o kadar aleyhimizeydi ki ne yapsam olmadı.
 
Bana mail atamadığını, telefon edemediğini biliyorum. Ancak bu yazdıklarımı okuyorsan şayet, bana nasıl ulaşman gerektiğini bildiğin içindir. Bu saatten sonra sesini duyup iyi olduğunu bilmektir tek tesellim. Bana iyi haberlerini ulaştır.

2.11.2012

D.

Bazı şeyleri umursamak için çok gencim.

16.10.2012

Pek Ala!

 
Bundan iki sene önce geçirdiğim mide kanaması bana aslında hiçbir şey öğretmedi. Günlerce hastaneye gidip gelmek durumunda kalmama karşın o zamanlar aklımda tek bir şey vardı ve bu kesinlikle sağlıkla ilgili bir mevzu değildi.
 
Bunun eninde sonunda tekrarlanacağını bildiğimden midir nedir; doktorları pek dinlemedim. Nedense insan genç olduğunda bir gün ölebileceğini asla düşünmüyor. Bazı şeyler başıma hep iki kez geliyor ve ben yine pek ders alamıyorum.  Ama inkar edemeyeceğim ki; o geceden sonra ağrılardan uyuyamıyorum. Tonlarca ilaç yutuyormuşum gibi geliyor ama biçare. Nasıl olsa bir süre sonra onları da almaya bırakacağım zira bu tür sorumluluklar benim için oldukça sıkıcı.
 
Ama özellikle bugün kendimi çok kötü hissediyorum. Bazı konularda yardıma ihtiyacım var.

28.09.2012

Bin türlü ihtimali düşünüyorum.

 
Günler geçiyor ve ben farkediyorum ki bana son bir senede öğretilenlerin hiçbirini başaramadım. O kadar korkak ve güvensizim ki; hiç kimseye yaklaşmak istemiyorum.

24.09.2012

C'était donc ça, être adulte

Her gece uyumadan önce yatağımın kenarında dizili olan yüzlerce kitaba bakıyorum. S. ile yaptığımız bir konuşmada diğer evlerine taşınırken 170 koli kitap attıklarını söylemişti. Büyük bir kavgaya tutuştuk. Sanki aramızdaki sözsüz kardeşlik andına ihanet etmiş gibi. Kitaplarımızı nasıl çöpe atabilirsin...Okuduğun kitapları bana vermen gerekirdi...

Bana artık yorulduğunu söylemiş ve aklımı çelmek için ard arda e-reader'lar hediye etmişti. Sevinmiş gibi yapmıştım ama itiraf etmem gerekiyor ki; yıllardır hiçbirine elimi sürmedim. Zira ben okuduğum şeye dokunmak istiyorum, aynı sevdiğim şeylere dokunmak istediğim gibi.

12 yaşında olmam muhtemeldir ki; S. bir akşam odama gelip elime oldukça kalın bir kitap tutuşturdu. Bunu oku! dedi. Önümüzdeki on beş gün boyunca bunu yapmaya çalıştım ama başaramadım; oldukça sıkıcı ve anlamsızdı. Bir gece sinirlenip yapamıyorum al bu kitabı dedim. Pis pis güldüğünü hatırlıyorum;"daha küçüksün bunu başaramayacağını anlamalıydım." Halbuki o da sadece 14 yaşındaydı..

O kitap daha sonra dünyada en çok sevdiğim kitap oldu. Onlarca defa ard arda okudum, her gittiğim ülkede her girdiğim kitapçıda yan gözle onu aradım. Başka dillerde yazılmış bir sürü versiyonunu satın aldım.

Ama hiçbir şey S.'nin beni bırakıp dünyanın öbür ucuna gitmesinden dolayı içten içe duyduğum öfkeyi azaltmadı.

21.09.2012

pico!

Sevgili M.,
 
Uzun zamandır konuşmuyoruz ve aslında bunun tek sebebinin benim vurdumduymazlığım olduğunu biliyorum. Mesajlarına cevap vermek istemiyorum çünkü duymak istediğin cevapları vermediğim zamanlarda takındığın agresif tavırlar beni korkutuyor. Senin gibi iyi kalpli bir adamın bu hale gelmiş olması çok ürkütücü.
 
Sana yıllardır itiraf edemediğim tek bir şey var; ben aslında o şaşalı partileri, aristokrat kadınları, yerlere kadar eğilen görevlileri, pahalı elbiseleri ve arabaları hiç sevmedim. Ayrıca St. Tropez'de oldukça boktan bir yer. Bence oraya tatile gitmeyi bırakmalısınız. Üzgünüm, bunları daha önce söyleme fırsatım olmadı.
 
Senin aklında kalan hatıralar ve benimkiler aynı değil. İzninle aklımda kalan en belirgin anıyı paylaşmak isterim ki; o görüntüdeki en temel resim o gece havanın çok soğuk ve saatin de oldukça geç olduğuydu...
 
O kadar çok uyuşturucu almıştık ki bir ara kalp krizi geçirebileceğim gerçeği aklıma geldi. Ama nedense hiç korkmadım. Elimde bir hamburger vardı ve o sırada bir Türkle dalga geçiyordum. Hava çok soğuktu, sürekli bunu hatırlıyorum. O an göz göze geldiğimizde ne kadar yakışıklı olduğunu, bana hep sadık kalacağını ama seni yeteri kadar zeki bulamadığım için bu hayatta yapmak istediklerimle ilgili bana hep ayak bağı olacağını düşünmüştüm.
 
Düşündüğüm hiçbir şeyde yanılmamışım.
 

23!

İki gece önce Ö'yü gördüm. O restaurantdan içeri girerken nedense O'nun orada olabileceği hiç aklıma gelmemişti. Quelle betise! Halbuki bütün 20li yaşlarını birlikte geçirmiş insanlar olarak O'nun orada olmaya diğer birçok insandan daha fazla hakkı vardı. Aslında gerçeği itiraf etmek gerekirse O'nun varlığını o kadar unutmuştum ki bir kez bile aklıma gelmemişti.
 
Oturduğu yere her kafamı çevirdiğimde aslında içinde bulunduğumuz duruma üzüldüğümü malesef inkar edemeyeceğim. Bu hikayede hangimizin mahçup ve hangimizin kızgın olduğunu kestiremiyorum. Ben hala kızgın olan tarafım sanırım, muhtemelen o benim için başka bir sıfat kullanıyordur: Bencil!
 
Tuvalete gitmek için yanımdan geçerken kafasını eğdi. Göz göze gelmemek için büyük bir çaba harcamama ve asla konuşmak istememe karşın; O'nun kafasını eğmesi içime işledi. Gecenin sonunda hesabı öderken de aynı hareketi yapacak ve o gece O'na dair aklımda sadece bu iki şey kalacaktı...
 
O geceyi diğerlerine anlattığımda herkes birbirine bakıp sessiz kalmayı tercih etti. Bu sessizliğin O'na karşı yaptığım bencilliğin ve hırçınlığın teyidi olduğunu hemen anlamıştım bile.

20.09.2012

Yedinci gün...


Olduğum söylenen kişi ile olduğumu bildiğim kişi arasında sıkışıp kaldım. Aylardır yazamıyorum. Anladım ki ne kadar uykusuz kalırsam ve ne kadar yorulursam düşünmeye vakit kalmıyor. Dışarıda güvendiğim insanların yanında olmadığım zamanlarda tek yapmak istediğim şey saatlerce yüzmek. 

Tekrar hatırladım ki; aklın kimyası ve aşkın kimyası birbirinden oldukça farklıdır.          

11.06.2012

Şayet dinlememiz gereken yer kalbimiz değil de beynimiz ise ne olacak?


Brüksel'deki acı havaalanı tecrübemden sonra aslında uçakla seyahat etmeyi ve havaalanlarını hiç sevmedim. Çünkü aidiyet duygumla ilk defa o zaman karşılaştım ve bu duygu yüzünden birinin canını çok yakmış olabilirim.
Aslında korkaklıktan kaynaklanan bir aidiyet duygum olduğu gerçeğini saklamak için durumun adaletsizce olduğu romantizmine kapılmaya çalışıyorum. Nihayetinde iflah olmaz bir romantik olarak nam salmış birinin korkaklık yerine adaletsizlik mazeretine saklanması çok da kabul edilebilir bir olgu. Özellikle kafası benim gibi çalışan biri için.
Uzun zamandır S'yi vefasızlıkla suçluyorum. Ondaki bu eksik aidiyet duygusu içimi sızlatıyor. Hikayenin totaline baktığında, çok başarılı ama mutsuz çocuklar olduk. Kardeş olduğumuza kim inanacak...
 

6.06.2012

C'est la meme chose.

Görünmez olsaydım şayet, bazı şeyler daha kolay olabilirdi.
Bu hususta hemfikir olduğumuza eminim.

16.05.2012

Hepsi kaybolan günlerdi.

Hayatımın bir döneminde - ki bu dönem çok da uzak bir dönem değil - sabahlara kadar ağlardım. Aslında yaptığım eylem sadece ağlamak olsa bu kadar önemli olmazdı ve aklımda bu kadar yer etmezdi. Konuya dair eylemi tam tarif etmek gerekirse: Sabahlara kadar kendimi yerlere ata ata öyle bir ağlardım ki sabah uyandığımda vücudumda bazı yerlerin morarmış olduğunu görürdüm.

Soracak olursanız bundan nasıl kurtuldun diye verecek çok mantıklı cevaplarım yok. Bazen sahneler aklıma geliyor hayatımın en mutlu anına dair. Şu an o görüntünün hiçbir önemi kalmadı ancak yine de kabul etmeliyiz ki; kafamın karışıklığını yenmem uzunca bir zaman aldı.

 Hayatımın bir evresini kabusa çevirmiş biri.

15.05.2012

I don't know what I can save you from

Eski bir deyişle, yaptıklarım yapacaklarımın teminatı ise; beladan asla uzak duramayacağım.

Yaşamadan asla bilemeyeceksin...Hüsran dolu bir aşk hikayesi mi yoksa hayatının en mutlu günleri ile mi karşı karşıyasın..

25.04.2012

Büyük bir aşk, heba olmuş bir hayat demektir.



İnsanın büyük bir aşk, tutku ve sadakatle bağlı olduğu kişiyi unutabilmesi ne kadar da acımasız. Bunun kimyasal açıklaması nasıl birşey olsa gerek...

Doktorum fazla zekadan ve komplo teorilerinden dolayı uzun yaşayamayacağımı söyledi. İzleyelim ve görelim sevgili seyirciler.

30.03.2012

Ben kötü biri miyim..

3745 km...

İlk karşılaştığımız anı düşünüyorum. Onunla karşılaşmadan yarım saat önce bir banka oturup hüngür hüngür ağlamıştım. O an hayatımdaki en güvendiğim kişilerden biriyle tam 30 dakika sonra karşılaşacağımı bilemezdim. Zannediyorum ki bu durumun öngörüsüz olmam ile bir ilgisi olmamalı. Yaklaşık 200 kişinin arasından bana seslendi çıkışta. Adımı bilmemesine karşın aslında bana seslendiğini arkam dönük olmasına karşın anlamıştım. Ne var dercesine sıkıcı bir bakış attım. O zamanlar ilgimi hiç çekmemişti.

O kadar yıldan sonra hiç tereddüt etmeden tek cümlemle bir gecede kalktı geldi. Dünyada beni en çok seven adama bazı şeyleri hatırlayamadığımı, ne kadar çaba sarfetsem de aklıma getiremediğimi anlattım. O'na ne kadar aceleci olduğumu, herşeyi kırıp döktüğümü, fevriliğimi anlattım. O'na aslında önceden bildiği şeyleri anlattım.

3 yıldan sonra aslında hiç değişmemişti. Hala gözümde aynı kişi. Hırçın, sinirli, saf, dürüst...Kişiler değişmiyor ama duygular ne çabuk değişiyor.. Bir zamanlar O'na karşı hissettiğim şeyleri hatırlayamıyorum. Evet şu sıralar en büyük derdim geçmişi hatırlayamamak...

24 saatliğine kısa ama çok uzun bir görüşme. Bir daha buraya ayak basmayacağına karşı ettiği bütün yeminleri neden bozduğunu sordum..Halbuki O'na sadece tek bir cümle yazmıştım..

O'na yaptığım onca şeyden sonra tek bir cümleme kalkıp gelmişti. Ben kötü biri miyim...

Bir sevgilisi olduğunu ama ben gittiğimden beri hayatın mutluluk ihtimalinin ona kapandığını söyledi. Ben kötü biri miyim...İnsan dostuna, arkadaşına, eski sevdiğine kötülük eder mi...

İlgilenilmesi gerekenler sadece hastalar değildir.

Rüya görmek senin için neden bu kadar önemli...

Finally, we are no one...


Güzelliğin hiçbir işe yaramadığını öğrenecek kadar çok vaktim olmuştu geçmişte. İnsan ilişkilerini kolaylaştırabilirdi, özgüven sağlayabilirdi, insanların sizi dinlemesine neden olabilirdi.. ama mutlu olmak için asla yeterli olmazdı. Şayet bu evrensel bir kural olsaydı, zannediyorum ki Romeo ve Juliet asla ayrılmazdı. Zira Juliet'in çirkin bir kız olduğunu söyleyemeyiz.

I feel certain that I'm going to be mad again.

Bilgisayarı açıp O'na mesaj attım. O'na 3 seneden sonra tüm samimiyetimle beni görmeye gelmesi gerektiğini söyledim. O'nun arkadaşlığına ihtiyacım olduğun söyledim. O'na söyledim ki gel, gelmezsen bu sefer başaramayacağım. Başarı ile ilgili hastalıklı ilişkim bir gün beni mafedecek.

Uzun uzun konuştuk. Dünyanın iki ayrı ucundan yapılan uzun bir konuşma...Anladım ben hala değişememiştim; o günlerdeki gibi hala küçüktüm, hala kafam karışıktı ve hala ne istediğimi bilmiyordum. Bana dedi ki; beni tam 3 senedir hiç görmemiş olmasına karşın hiç unutmadığını, dünyanın en güzel kızı olduğumu, benim sayemde dünyada aşk! diye birşeye artık inandığını ama bunu 3 sene önce kaybettiğini söyledi. Bana dedi ki, dünyada senden sonra bana hayat yok. Bana dedi ki, bir daha İstanbul'a asla adım atmam. O'na yaptığım onca boktan şeyden sonra bence O'na hak vermek zorundayız.

3 sene koca bir zaman mı... Dünyanın neresinde 3 sene gerçekten 3 seneye eşittir... Ben bu 3 senede dünyanın neresinde kaldım...

Ve bana dedi ki; sen hayatında çok mutlu olacaksın. Sakın üzülme...