3745 km...
İlk karşılaştığımız anı düşünüyorum. Onunla karşılaşmadan yarım saat önce bir banka oturup hüngür hüngür ağlamıştım. O an hayatımdaki en güvendiğim kişilerden biriyle tam 30 dakika sonra karşılaşacağımı bilemezdim. Zannediyorum ki bu durumun öngörüsüz olmam ile bir ilgisi olmamalı. Yaklaşık 200 kişinin arasından bana seslendi çıkışta. Adımı bilmemesine karşın aslında bana seslendiğini arkam dönük olmasına karşın anlamıştım. Ne var dercesine sıkıcı bir bakış attım. O zamanlar ilgimi hiç çekmemişti.
O kadar yıldan sonra hiç tereddüt etmeden tek cümlemle bir gecede kalktı geldi. Dünyada beni en çok seven adama bazı şeyleri hatırlayamadığımı, ne kadar çaba sarfetsem de aklıma getiremediğimi anlattım. O'na ne kadar aceleci olduğumu, herşeyi kırıp döktüğümü, fevriliğimi anlattım. O'na aslında önceden bildiği şeyleri anlattım.
3 yıldan sonra aslında hiç değişmemişti. Hala gözümde aynı kişi. Hırçın, sinirli, saf, dürüst...Kişiler değişmiyor ama duygular ne çabuk değişiyor.. Bir zamanlar O'na karşı hissettiğim şeyleri hatırlayamıyorum. Evet şu sıralar en büyük derdim geçmişi hatırlayamamak...
24 saatliğine kısa ama çok uzun bir görüşme. Bir daha buraya ayak basmayacağına karşı ettiği bütün yeminleri neden bozduğunu sordum..Halbuki O'na sadece tek bir cümle yazmıştım..
O'na yaptığım onca şeyden sonra tek bir cümleme kalkıp gelmişti. Ben kötü biri miyim...
Bir sevgilisi olduğunu ama ben gittiğimden beri hayatın mutluluk ihtimalinin ona kapandığını söyledi. Ben kötü biri miyim...İnsan dostuna, arkadaşına, eski sevdiğine kötülük eder mi...
30.03.2012
Finally, we are no one...
Güzelliğin hiçbir işe yaramadığını öğrenecek kadar çok vaktim olmuştu geçmişte. İnsan ilişkilerini kolaylaştırabilirdi, özgüven sağlayabilirdi, insanların sizi dinlemesine neden olabilirdi.. ama mutlu olmak için asla yeterli olmazdı. Şayet bu evrensel bir kural olsaydı, zannediyorum ki Romeo ve Juliet asla ayrılmazdı. Zira Juliet'in çirkin bir kız olduğunu söyleyemeyiz.
I feel certain that I'm going to be mad again.
Bilgisayarı açıp O'na mesaj attım. O'na 3 seneden sonra tüm samimiyetimle beni görmeye gelmesi gerektiğini söyledim. O'nun arkadaşlığına ihtiyacım olduğun söyledim. O'na söyledim ki gel, gelmezsen bu sefer başaramayacağım. Başarı ile ilgili hastalıklı ilişkim bir gün beni mafedecek.
Uzun uzun konuştuk. Dünyanın iki ayrı ucundan yapılan uzun bir konuşma...Anladım ben hala değişememiştim; o günlerdeki gibi hala küçüktüm, hala kafam karışıktı ve hala ne istediğimi bilmiyordum. Bana dedi ki; beni tam 3 senedir hiç görmemiş olmasına karşın hiç unutmadığını, dünyanın en güzel kızı olduğumu, benim sayemde dünyada aşk! diye birşeye artık inandığını ama bunu 3 sene önce kaybettiğini söyledi. Bana dedi ki, dünyada senden sonra bana hayat yok. Bana dedi ki, bir daha İstanbul'a asla adım atmam. O'na yaptığım onca boktan şeyden sonra bence O'na hak vermek zorundayız.
3 sene koca bir zaman mı... Dünyanın neresinde 3 sene gerçekten 3 seneye eşittir... Ben bu 3 senede dünyanın neresinde kaldım...
Ve bana dedi ki; sen hayatında çok mutlu olacaksın. Sakın üzülme...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

