21.09.2012

23!

İki gece önce Ö'yü gördüm. O restaurantdan içeri girerken nedense O'nun orada olabileceği hiç aklıma gelmemişti. Quelle betise! Halbuki bütün 20li yaşlarını birlikte geçirmiş insanlar olarak O'nun orada olmaya diğer birçok insandan daha fazla hakkı vardı. Aslında gerçeği itiraf etmek gerekirse O'nun varlığını o kadar unutmuştum ki bir kez bile aklıma gelmemişti.
 
Oturduğu yere her kafamı çevirdiğimde aslında içinde bulunduğumuz duruma üzüldüğümü malesef inkar edemeyeceğim. Bu hikayede hangimizin mahçup ve hangimizin kızgın olduğunu kestiremiyorum. Ben hala kızgın olan tarafım sanırım, muhtemelen o benim için başka bir sıfat kullanıyordur: Bencil!
 
Tuvalete gitmek için yanımdan geçerken kafasını eğdi. Göz göze gelmemek için büyük bir çaba harcamama ve asla konuşmak istememe karşın; O'nun kafasını eğmesi içime işledi. Gecenin sonunda hesabı öderken de aynı hareketi yapacak ve o gece O'na dair aklımda sadece bu iki şey kalacaktı...
 
O geceyi diğerlerine anlattığımda herkes birbirine bakıp sessiz kalmayı tercih etti. Bu sessizliğin O'na karşı yaptığım bencilliğin ve hırçınlığın teyidi olduğunu hemen anlamıştım bile.

Hiç yorum yok: