3.04.2013

Her şeye hazır olan ve kimden ne gelebileceğini bilen bir insanı sarsmak mümkün müdür?

 
Kendini koruma içgüdüsünün ve haliyle bunun getirdiği kasılma veya hareketsizliğin, korkuya dayanan bu tereddüdün herşeyden zararlı olduğunu, insan münasebetlerinde bir noktada taş kesilmiş gibi kalınamayacağını, ileriye atılmayan her adımın insanı geriye götürdüğünü ve yaklaştırmayan anların muhakkak uzaklaştırdığını seziyordum. Bu beni üzüntüye sevk ediyor ve içimde kontrol edemediğim bir uzaklaşma hissi doğuruyordu.
 
Dün akşam bir kez daha farkettim ki; insanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.  
 
Hayatımızın, birtakım ehemmiyetsiz teferruatın oyuncağı olduğunu, çünkü asıl hayatın teferruattan ibaret bulunduğunu görüyordum. Bizim mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uymuyordu. Bir kadın, trenin penceresinden dışarı bakabilir, bu sırada gözüne bir kömür parçası kaçar, o ehemmiyet vermeden bunu ovuşturur ve bu mini mini hadise dünyanın en güzel gözlerinden birini kör edebilirdi. Yahut bir kiremit, hafif bir rüzgarla yerinden oynayarak, devrin gıpta ettiği bir kafayı parçalayabilirdi. Göz mü mühim kömür parçası mı, kiremit mi mühim kafa mı diye düşünmek nasıl aklımıza gelmiyorsa ve bütün bunları nasıl hiç mütalaa yürütmeden kabule mecbursak, hayatın daha başka türlü birçok cilvelerine de aynı tevekkülle katlanmaya mecburduk.
 
Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.

27.03.2013

sunshine.

Sevgili C.,
 
Hayatımın hiç bir evresinde daha önce kimseye bir "aşk mektubu" yazmadım. Ancak teknik olarak şu an yazdıklarıma bir isim vermek gerekirse sanırım bu bir aşk mektubu olabilir.
 
Seni düşündüğüm zamanlarda - ki gerçekçi olmak gerekirse bu hadise günümün bütün saatlerini alıyor olmalı- hep aynı şarkıyı dinlemek istiyorum.
 
Şu hayatta en mutlu olduğum anları seninle yaşadım ve o anları sıralayacak olursak aslında bir sürü şey sayardım ancak özet geçmem gerekirse; bana gülümseyerek baktığın anlar hayatımın en mutlu anları..
 
Sana bir keresinde, bence annen ve baban birbirlerine çok aşık olmalı, senin gerçek bir aşktan doğmuş olduğun belli demiştim. Eskiden düşünürdüm, gerçekten birbirlerine aşık insanların bebekleri diğerlerinden farklı mı olur acaba diye... Bu sadece romantiklerin inandığı bir ilüzyon mu yoksa bilimsel olarak da bu farkı kanıtlayabilir miyiz diye düşündüğüm çok zaman oldu. Bittabiki böyle düşüncelere dalmamdaki sebep iflah olmaz bir romantik olmam da olabilir, bilemeyiz. Ama tüm samimiyetimle tekrar söylemek istiyorum ki; sen o bebeklerden birisin.
 
Birbirlerini çok seven bir kadın ve erkeğin bebeklerinin çok güzel olacağına eminim. Senin her yerin o kadar güzel ve o kadar muntazamla yaratılmış ki... Bu aşamada gerçekçi bir dürüstlükten dem vuracaksak eğer; sana hayran olduğumu gizleyemeyeceğim. 
 
İnsanın korkularını yenmesi ne de zormuş.. Bunlar için oldukça büyük çaba sarfettiğimi huzurunda itiraf etmek isterim ve bence oldukça büyük yol kat etmiş de olabilirim. Eğer bazen sana zor anlar yaşatıyorsam da lütfen beni affet. 
 

baht.

En güzel yanlarından biri o gülümsemesi...

26.03.2013

Hayatta sadece bazı insanlar şanslı.

Onlardan biri olmadığımı zaten biliyordum.

18.03.2013

Yapmayın böyle.

Her şey yolunda gidecek merak etmeyin. Sadece uyku. Uyuyacaksınız, rüya göreceksiniz, daha rüya bitmeden biz sizi uyandıracağız ve sonra evinize gideceksiniz. Bir daha hiçbir şey hatırlamayacaksınız.
 
Anlatacağım hikâye hazin gelebilir ilk başta ama belki de mutlu sonla biter. Unutmamak gerekir ki; her türlü şeye karşın kalbini kendin gibi olanlara açmalısın.

12.03.2013

Çok boyutlu kışkırtıcılık!

Aşık olmadan önce, bir sor kendine: Benden nasıl bir aşık olur diye..

Daha iyi konumda olanlar, nispeten mutlu olanlar, mutsuz olanları ya da zor durumda olanları ne kadar anlayabilir, ne kadar kendimizi bir başkasının yerine koyabiliriz?

7.03.2013

Bad suicide.

Hayatımın en mutlu anlarını O'nun yanında geçirdiğim şu günlerde, gerçekleşmesini istediğim tek bir hayalim var. Üzerine de asla konuşmak istemediğim.

5.02.2013

Acaba gerçek mi?

 
I. Hayatta esas mesele mutluluktur. Bazıları mutludur, bazıları mutlu olamaz. Tabii çoğunluk ikisi arasında bir yerdedir. Her akıllı insan hayatın güzel bir şey olduğunu, amacının da mutlu olmak olduğunu bilir. Ama sonra yalnızca aptallar mutlu olurlar. Nasıl izah edeceğiz bunu?
 
II. Sevgili C.'yi her gördüğümde, dokunduğumda, yanında uyuduğumda ve bittabi sohbet ettiğimde; hayatta tüm ızdırapları bir anda sona eren, yaraları kapanan ve sakinleşen hastalar gibiyim.

18.01.2013

C'est du passé

Ben de yazdıklarımı tekrar tekrar okudum ve anladım ki bu noktadan sonra eskisi gibi olamayacağız.

8.01.2013

Duygular hakkında ilk öğrenmemiz gereken şey, bir bedelleri olduğudur

Uykunun dindiremediği acı yoktur. Bunu O'na yanımda uyuduğu gece söylemiştim, ne kadar acı çektiğini kafamda tam kestirememiş olsam da. Şimdi o günün üzerinden yıllar geçti, tam 10 sene.
 
Son iki senedir O'nu hep aynı şeyle suçlamış olsam da; bunu sadece bir kez kavga ederken dile getirdim. Öyle bir anda söylemiştim ki; bana cevap vermek istemedi. Bunu O da dahil, daha önce hiç kimseye söylememiştim ve aslında söylemeyi de planlamıyordum ama ağzımdan çıkıverdi işte. O'nu o olayla ilgili suçlamamı hiç bir zaman affetmedi.
 
Şimdi ikimiz de o günlerle ilgili asla konuşmuyoruz. En son -bu yaz bir eylül akşamıydı sanırım, çünkü sürekli havanın sıcaklığından yakınıyorduk- evime gelmişti. O'na hissettiğim şeyleri anlattığımda küçükken böyle değildin, artık birine güvenmeyi öğrenmeye başla lütfen demişti.
 
O akşam konuştuklarımızdan sonra, bir daha yalnız kalıp böyle bir konuşma yapma fırsatımız olmadı.

6.01.2013

Bu dünyada katıksız mutluluğun ancak aşık olduğun kişiye sarılarak ve "şimdi" elde edileceğine kesinlikle inanan biri olan Ben.

 
Güzelliği, kendimi çok yakın hissettiğim davranışları, sesi ya da teni, bana dünyanın gitmem gereken merkezinin onun yanı olduğunu hissettiriyordu.