24.09.2012

C'était donc ça, être adulte

Her gece uyumadan önce yatağımın kenarında dizili olan yüzlerce kitaba bakıyorum. S. ile yaptığımız bir konuşmada diğer evlerine taşınırken 170 koli kitap attıklarını söylemişti. Büyük bir kavgaya tutuştuk. Sanki aramızdaki sözsüz kardeşlik andına ihanet etmiş gibi. Kitaplarımızı nasıl çöpe atabilirsin...Okuduğun kitapları bana vermen gerekirdi...

Bana artık yorulduğunu söylemiş ve aklımı çelmek için ard arda e-reader'lar hediye etmişti. Sevinmiş gibi yapmıştım ama itiraf etmem gerekiyor ki; yıllardır hiçbirine elimi sürmedim. Zira ben okuduğum şeye dokunmak istiyorum, aynı sevdiğim şeylere dokunmak istediğim gibi.

12 yaşında olmam muhtemeldir ki; S. bir akşam odama gelip elime oldukça kalın bir kitap tutuşturdu. Bunu oku! dedi. Önümüzdeki on beş gün boyunca bunu yapmaya çalıştım ama başaramadım; oldukça sıkıcı ve anlamsızdı. Bir gece sinirlenip yapamıyorum al bu kitabı dedim. Pis pis güldüğünü hatırlıyorum;"daha küçüksün bunu başaramayacağını anlamalıydım." Halbuki o da sadece 14 yaşındaydı..

O kitap daha sonra dünyada en çok sevdiğim kitap oldu. Onlarca defa ard arda okudum, her gittiğim ülkede her girdiğim kitapçıda yan gözle onu aradım. Başka dillerde yazılmış bir sürü versiyonunu satın aldım.

Ama hiçbir şey S.'nin beni bırakıp dünyanın öbür ucuna gitmesinden dolayı içten içe duyduğum öfkeyi azaltmadı.

Hiç yorum yok: