16.08.2008

only this moment

Istanbul- Aralık 1999

Gözbebeği: insalarda yuvarlak, hayvanların çoğunda ise dikine elips biçiminde olan gözbebeğinin çapı, irise gelen ışığın miktarına gore değişir. Karanlık ve uzaklık büyütür gözbebeğini; aydınlık ve yakınlık küçültür. Yani bu kararsız çember, ışık varsa küçülür, ışık yoksa büyür. Yakına bakarken de küçüldüğüne gore, yakın olan aydınlıktır, aydınlıktadır. Uzağın payına karanlık düşer. Zaten karanlığı kimse yakınında görmek istemez.

Paris- Eylül 2001

Fotoğraf albümleri: Gözün, geçmişte gördüklerinden sadece güzel olanları hatırlamasını sağlamak için, belli aralıklarla dolaptan çıkarılan albümler.

Paris- Temmuz 2004

Yabancı bir ülkede yaşamanın birinci icabı insanın en aşina olduğu şeye, ismine yabancılaşmasıdır.

Zurich- Temmuz 2005

Kayıp gözün yeri boş kalır. Gözünü kaybettin mi yerini boş tutman gerekir. Boşluğa kil doldurmaya kalkarsan, sadece çukur şeklinde bir kil toprağı geçer eline.

Istanbul- Eylül 2005

Gözlerinden yaşlar gelene kadar gülersen sana şu basit gerçeği unutmamanı tavsiye ederler: ‘Göz yaşarana kadar gülmek” gülmekten ziyade ağlamaya yakındır.


Brussels- Aralık 2005

Yaşadıkça düzelmiyordu hayat, tıpkı yaşlanmakla büyümediği gibi kişinin. Bu da bir teselliydi sonuçta. Zamanla hiçbir şey değişmeyeceğine ve bu kusurluluk hali baki olduğuna göre rahat bir nefes alabilirdi.



Hiç yorum yok: